Kayıtlar

Nisan, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ÇOCUĞUMUZA DOKTOR SEÇERKEN

Yaş o beş on altı, hepimizin ergenlik buhranı geçirdiği yıllar. En yakın arkadaşlarımdan biri kıvırcık saçlarından nefret ediyor, kızı beş yıldır tanıyoruz, saçlarını artık nasıl sımsıkı topluyorsa onun düz saçlı ve çekik gözlü olduğunu sanıyoruz, daha saçının kıvırcık telini görmemişiz. Bir diğeri her gün aynanın karşısında uf bacaklarım eğri, çok ince, arasından tren geçiyor, bir türlü birleşmiyor derdinde. Genel bir burun beğenmeme hemen hemen hepimizde, çıkan sivilcelerimize isim koyuyoruz filan, malum bazıları bir süre bizimle kalmayı tercih ediyor, diyorum ya şımarık ergen bunalımları. Tabi ki benim payıma düşen de ‘ben neden uzamıyorum?’ bunalımı.
Orta 2’de Ev Ekonomisi öğretmenleri sınıftan benimle beraber bir kızı daha yanına çağırıyor, siz pek kısa ve minyonsunuz, biz size bir diyet yazdık diye elimize bir kağıt tutuşturuyorlar. Bilinçli bir diyet olduğunu sanmıyorum, ancak iyi niyetli. O zamanlar yemek ve ben hiç yan yana durmayan iki şey. Yemek yemenin zevkini daha tadamadı…

‘Cruise’ işi Öncesi Training / Eğitim – Miami 2004

Bir haftalık Miami ofisindeki çalışma süreci başladı. Doğu Avrupa’dan gelmiş toplamda on dört kişiyiz: Romanya, Türkiye, Polonya, Litvanya, Sırbistan ve Çek karması bir grup. Hepimiz de her an neden burada olduğumuzu sorgulayan, Amerika’ya en ufak bir sempatisi bile olmayan yaşları 20 ila 30 arası değişen gençleriz. Her birimiz iki hafta sonra bir cruise gemisinde fotoğrafçı olarak çalışmaya gideceğiz. Bu da iş öncesi ofis eğitimi kısmı. * Dün ofisin deposunu düzenledik. Bir sürü kullanılmayan klavye, mouse, fotoğraf makinesi filtresi gibi şeyler çıktı piyasaya. Bunları napıcaz diye sorduk, atın dediler, evet evet bildiğin çöpe atın dediler. Biz delirdik tabi bu duruma. Bir deneseydiniz çalışıyor muydu acaba dedik. Yok dediler. Onun için zamanları yokmuş. E peki birilerine verin, işine yarayan birileri olabilir dedik. Depo görevlisi bize belki de tüm Amerika’yı özetleyen o buz gibi cevabı verdi: ‘Biz ülkemizde bunu yapmayız, sadece atar ve yenisini alırız’. Adam bilgiç bir edayla bu laf…

Okulun Son Haftası

Mavi’lerin ilk dönemi bitti –burada okullar 4 dönem-. Ama ne son haftaydı!
Pazartesi zaten ‘Harmony Day’ idi; çeşitlilik ile uyum içinde yaşama günü, tüm Avustralyalılar için kültürel farklılıkları kabullenme ve ortaklıkları paylaşma günü, ana mesajı da ‘everyone belongs’. 
'Our diversity is out strength' diyor adamlar... Bi Türkiyeme bak bi buraya… Neyse, bu Harmony day vesilesiyle artık ne yaptılar okulda bilmiyorum, M. anlatmadı.
Akşam eve bir kağıt geldi, diyor ki, yarın ‘Pyjama Day’. Hoppalaaa dedim.  Ancak, okula pijama ile gelmek istiyorsan ‘gold coin donation’ yapman gerekiyor, yani 1 ya da 2 dolar bağışta bulunacaksın. Bu olaya ‘Good Friday Appeal’ deniyor; her sene Easter –yani paskalya- Cumasında bağış toplanıyor ve toplanan tüm bağışlar Melbourne’deki çocuk hastanesine gidiyor. Ta 1930lardan beri her sene yapılan bir aktivite bu. Olayın büyüklüğünü anlatmak için geçen sene yaklaşık 17 milyon dolar toplandığını söyleyebilirim.
Tevekkeli, 2 senedir sokaklarda gördüğüm oku…