Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Amerikan filmleri gerçekmiş!

16 ağustos 2004  (Amerika öncesi havalimanı)
İstanbul. Zorluklar ülkesinin en büyük kabus kentindeyim. Hava alanındayım ve bekliyorum. Biletle ilgili bir sorun var ve bir çözümleme bekliyorum. Ancak, çözeceklerine daha çok zorluk çıkarmak için çabalıyor gibiler el ele. Yarın nerede olacağım, bu çirkin pop müziklerinin yerine ne dinliyor olacağım acaba? Gidişler ne zor, geride bırakılanlar. İçim buruk, dokunsalar yaşlar akacak pınarlarımdan. Üşüyorum bu koca İstanbul’da. Bu şehrin bir parçası değilim. Sadece gelip geçen bir yolcuyum ben. Yolculuğa başlamadan yorgun bir yolcu. ** Frankfurt için 216 nolu gişedeyim. İnsanın jetlag olmayacağı varsa da etmek için uçağı sabahın beşbuçuğuna koyuyorlar ki, uyuyama ve tüm düzenin alt üst olsun. Yerime yerleştim. 31F. Hiç heyecan yok, garip, çok garip. Çantayı tepeye koydum, yan koltuktaki yastığı da kaptım. Yanım galiba boş. Ne güzel, yata yata giderim, derken... doldu bile. Yaşlı bir adam oturdu. ‘Hayat desteği’ adlı bir kitabın İngilizcesini okuyo…

Siz bize naaptınız? Resim dersini neden sevemedim?

Şimdiye kadar Mavi’deki sanat ilgi ve bilgisini geliştirmek için onu bilimum, yaşına hitap edebilecek sergilere götürdüm, hatta yaşını aşan yerlere de taşıdım durdum (en ağırı muhtemelen Hermitage Müzesi’ydi), tiyatro, bale, sirk, opera onları da gösterdim (sirke bayıldı, operayı pek anlamsız buldu). Odasına da renk renk boy boy kağıtlar, fırçalar, pasteller, tebeşirler, kuru kalemler, gazlı kalemler, suluboyalar, akrilikler koydum, zaman zaman da bunları çıkarıp önüne koydum, bıraktım istediği gibi karalasın. Onun haricinde de evde bi alışkanlık geliştirdik; bi ürünün kutusunu, ambalajını atacağımız vakit –eğer ki akıp kokmayacak yapış yapış bir şey değilse - geri dönüşüm için önce Mavi’nin odasına atıyoruz, o orada yırtıyor kesiyor biçiyor, arabaya dönüştürüyor, uçak, robot vs. yapıyor, iyice haşatı çıkınca da normal geri dönüşüm çöpüne atıyoruz.
Şimdi okula başladı ya, resim dersi var, benim gibi boş bırakmaz belki yönlendirirler diye heyecanlıyım (ben tabi ‘Art’ dersini kafada dire…