Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünya Turuna Hazırlanırken / Ocak 2015

Resim
Böyle sansasyonel başlıklar atmaya da bayılıyorum. Şimdi neee, nerede, ne zaman, nasıl soruları başlayacak, çok heyecanlı.

Hemen açıklayayım. Gerçek şu ki, Rough Guide’ın ‘First Time Round the World’ kitabını aldım. Kitabın sizce de aşağılayan bir başlığı yok mu? Daha ilk seferiniz mi, ay sizi çömezler der gibi, insan bi eksik hissediyor kendini. Dünya turunun henüz bu aşamasındayım, gerisini okumak istemezseniz anlarım :) Ama karar vermek işin yarısı derler...
Yazar dört beş kere dünyayı turlayıp girmedik delik bırakmadıktan sonra olayı A’dan Z’ye ele alarak yazmış. Olunması gereken aşılardan, kaçırılmaması gereken festivallere, sağlık sigortasının ayrıntılarından, aylar hatta yıllar öncesinden alınan uçak biletinin nimetine, seyahat blogu tutmanın faydalarından, fotoğraf çekmenin altın kurallarına, hangi ülke vizeyi kaç günde verirden, hangi öğrenci kartı ne kadarlık indirim sağlara kadar gayet pratik tüyolarla dolu.
Ancak eleman tam bir sefillik yaşıyor bana kalırsa! Hamam böcekli od…

Tezime karşı ‘patates insan’ gibi davranmaya karar verdim

Şimdi patates insanlar kim onları tanıyalım. Patates insanlar, hiç bir şeyi sorgulamadan, öylece, olduğu gibi, hayatın onlara sunduğu kadar, ne biraz azı ne biraz fazlasını düşünmeden yaşayan –kısaca yuvarlanıp gidiveren- insanlar topluluğudur. Her daim bir parçası olmak istediğim, ancak hiç beceremediğim bir ruh hali.
Şimdi düşünüyorum –evet zaten sorun burada başlıyor, patates insan düşünmüyor-, acaba tezime karşı patates insan tavrı alırsam, acaba süreç daha kolay ya da hızlı geçebilir mi? Aslında tam da bu sonu gelmez sıkıcı soruları düşünmemeyi düşünüyorum. Of, halime bak, düşünmemeyi düşünüp bir türlü düşüncelerden kurtulup meditasyon bile yapamayan düşün insanları gibiyim.
Zaten bir derin düşünme eylemi yapıyorken onu düşünmenin alemi ne? Bırak git patates insan ol. Tez ne alemde, kaç sayfa oldu, neden yapıyorum, ne hakkında yazıyorum allah aşkına, ne aşamadayım, bitince ne olacak, ne yapsam daha az sıkıcı olur, bırakıyorum bunları düşünmeyi. Hiç sorgulamadan, öylece, olduğu gibi…

Melbourne'de sahte kar

Mavi tutturdu, kar yağsın, burada neden kar yağmıyor, kardan adam yapmak istiyorum, Ankara’ya gidelim, kar yağsın, kar istiyorum, kar, kar, kar... Artık Skype’da konuşurken ananesi mi bahsetti, yoksa yeni yıl, Noel baba filan çocukta çağrışım mı yaptı, bu Noel kızağı nerede sürecek, kar lazım diye, yoksa çocukların hiç bilmediğimiz bir mevsimsel döngüsü mü var, bir sene geçti ve yine soğuk ve kar zamanı geldi diye mi hislendi bilemiyorum. Bildiğim tek şey burada şu an yaz ve kış bile gelse Melbourne’de kar yağmayacağı. Mavi kar diye tutturmuş bağrınırken o sırada bi arkadaşla telefonda konuşuyordum, yahu Melbourne’da içeride bi kayak merkezi filan yok mu dedi, yuh dedim naaptın, Dubai mi burası? Ne güzeldi o Emirates’teki kayak merkezi, dışarısı 50 derece, biz içerde kar yalıyoruz. Yok dedim, ama IceBar var, müthiş. Mavicim dedim seni süper bir yere götürücem, içeride buz var, her şey buzdan. Bu sefer de beyimiz ben içerde değil dışarıda istiyorum, zaten buz değil kar istiyorum diye tut…

Melbourne’de ilk yılbaşımız